<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3555013993063769562</id><updated>2012-02-16T04:58:32.180-08:00</updated><title type='text'>Matrix'e Giriş</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://matrixianlamamak.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3555013993063769562/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matrixianlamamak.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Serdivan Doğa Sporları Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10281925363725454820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/TIJeYtaBFfI/AAAAAAAAB0k/iQiRHqOfq9I/S220/sedos.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>2</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3555013993063769562.post-7101681147866379470</id><published>2009-04-11T05:59:00.001-07:00</published><updated>2009-04-11T05:59:46.721-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 255, 153);font-size:130%;" &gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;                                     W  H  A  T  İ  S  T  H  E  M  A  T  R  İ  X  ?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;What is the matrix?- &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Bilimkurgu sinemasın en tanınmış diyaloklarından biri olan Morpheus-Neo konuşması içinden çıkıp gelen bu belalı soru sinema içinde aslında ilk defa Tarantino’ nun Jackie Brown adlı filminde sorulmuştur. Tabi ki &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bu yalnızca&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bir rastlantıdır ama Robert De Niro gerçekten de kendisine -Matrix- isimli içki teklif eden sarışın kızımıza "What is the Matrix?" demiştir. Matrix nedir? Sorusu Matrix'in konusu ile ilgilenen herhangi biri için, cevabı tam olarak verilemeyen, nihai bir sonuca erdirilemeyen nerdeyse çok cevaplı neticesiyle tek bir noktada son buldurulamayan o meşhur mantık paradoksu yaratan tuzak sorulardan biri gibi durmaktadır. Oysa üçlemenin seyirci üstünde giderek artan bir merakla tekrar tekrar sordurduğu bu kadim&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;soru serinin ilk filmi içinde daha baştan cevaplanmıştır bile, bir araya ilk defa geldiklerinde Morpheusun da Neo'ya bilinçli olarak söylediği gibi "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne yazık ki Matrix'in ne olduğu kimseye anlatılamaz.&lt;/span&gt;"   &lt;i style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-&lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;Tıpkı M.Ö.’ce 5.y.y.'da&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;yaşamış olan önemli sofist &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;düşünür gerçek bir &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;hiççiliğin ve kuşkuculuğun ateşli savunucusu , antik filozof&lt;span style=""&gt; Gorgias&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;düşüncesi gibi, ona  göre ne varlığın varolması, ne bilinmesi ne de bir başkasına aktarılması mümkün değildir&lt;/i&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt; Matrix filmi içinde sık sık karşıla cağımız pek çok diyalog ve sahne gibi çift taraflı okumaya sahip bir cevaptır bu, konuşmanın devamında &lt;i style=""&gt;"onu gözlerimizle görmemiz gerektiği"  &lt;/i&gt;de söylenir ve peşinden&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;sıra meşhur o ünlü hap seçimine gelecektir ama bu sorunun ortaya koyduğu neticeyi değiştirmez.&lt;span style=""&gt; Wachowski&lt;/span&gt;, kardeşlerinde istediği budur zaten soru her daim havada kalsın speküle edilsin-dursun son bir cevap verilemesin, birazda bu niyetle yapılmış sorular yumağı The Matrix evreni içerisinde kasten üretilmiş bir eksiklik duygusunu hakim kılmaktadır, yönetmenler belki kurguladıkları senaryo gereği bunu en baştan beri bilinçli yapıyorlar belki de ortaya çıkan&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;kurgu onların böyle davranmasını zorunlu kılıyor du, ilk elden bir açıklama gelmediği sürece bunu kesin olarak bilemeyeceğizi anlamış bulunuyoruz. Sinemada çok daha önce böylesi (ve halen devam eden) tartışmaların odağı hale gelen &lt;span class="baslikfilmadi31"&gt;2001: Uzay Macerası&lt;/span&gt;/&lt;span class="baslikfilmadi32"&gt;2001: A Space Odyssey&lt;/span&gt; &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;içinde bugüne değin pek çok şey söylendi, yazıldı Kubrick’in bunlar için söylediği kısa ve netti, ona göre; "&lt;i style=""&gt;2001’in felsefi ve alegorik anlamı konusunda spekülasyon yapmakta&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;serbesttik&lt;/i&gt;". Aslen bilimkurgunun soru-cevap temelinde zaten varolan, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bilinen, istenen biraz da mecburi olan bir yöntemdi  bu tartışmalar. Zaten &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bilimsel temelli bir kurgulamada yazarın itici gücünü &lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;insan, varoluş , teknoloji, mekan - zaman ekseninde oluşturulan ve gelecekte gerçekleşmesi mümkün durumlar için kurgulanan ihtimalleri ama bilimsel ama felsefi sorularla&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;kesin verilebilecek&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;cevapların olanaksızlıkları belirlerlemektedir. Bu muğlak taraf bilimkurgunun bilindik bir ilkesidir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;Filmin tanımlanması da hikayesinden bu anlamda pek ayrılmıyor benzerlik gösteriyor zaten dahası verilebilecek nihai bir cevap var mıdır? Gelen bir&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;cevapla &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;birlikte alt alta şevkle dizilen &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;ve pek çoğu &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;düşünce tarihi kadar eski felsefi klişeden ibaret sorulara, uçları birbirine değmesin diye itinayla bir düzene sokulan nice düğüme çözüm getirmekle karşı karşıya kalınacaktır ki bütün kurgu bunun üstüne inşa edilmişse eğer verilmeye çalışılacak &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;herhangi bir cevap aynı zamanda yapılacak en yanlış şey olmaz mıydı? Bu anlamda aslında -Matrix nedir?- sorusuna ve serinin geri kalan tüm sorularına verilmiş cevap ya da cevapları, tamamlanmış bir sonu olmadığına inanıyorum. Ancak bu makul nedenlere karşın peşi bırakılabilir boş ve gereksiz bir çaba olmadığına da hatta çok eğlenceli ve de öğretici olduğunada inanıyorum. İşimiz bittiğinde (ya da bitmediğinde mi desek?) pek çok kitap, film, felsefi öğreti, tarih bilgisi ve benzeri pek çok epistemik meselenin içinden, kıyısından geçip gitmiş olacağız. Kimilerimiz ise şöylesine uğradıkları bu yerlerde daha da derinleşmek adına kalmayıda seçicektir belkide. O sebeple biz de meraklısınca yapıldığı gibi olası cevaplara kendi yolumuzdan ulaşamaya çalışı caz. Aslında işi önemli kılan birazda cevapların peşinde gidilirken soruların ardında keşfedilen tavşan delikleri.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;“Şimdi, bu işletim programlarıyla başlamam gerekiyor ama, onlar en büyük saçmalıktır. İstersen daha eğlenceli bir şeyler yapalım. Örneğin dövüş eğitimi.&lt;/i&gt;“ The Matrix’in bilgisayar operatörü Tank’ın, esas karakter Neo’ya bilgi yüklemek üzereyken söylediği yukarıdaki sözlerinde açığa çıkan anlayış, filmin yaydığı bu enerjinin kaynağının ne olduğunu gösteren işaretlerden biri sayılabilir. Çünkü Wachowski kardeşler, filmin ağır çeken felsefesini, eğlenceli bir şeyin üstüne bindirip salon salon, ev ev dolaştırdılar: Popüler sinema ve aksiyonun üzerine. Film yolunu hız, şiddet, kovalamaca ve efektle bulmuştu ama, aynı zamanda, geçtiği yerlerin defalarca ziyaret edilmesini sağladı. Belki de, &lt;i&gt;‘yolu bilmek ile onu yürümek arasındaki fark’&lt;/i&gt;ı en iyi onlar biliyordu. Onlar öyle bir film-metin hazırlamışlardı ki; isteyen, yüzey görünümlerin coşkusuna kendini kaptırıp filmin ardı sıra bıraktığı şifreleri düşünmekten azat bir şekilde &lt;i&gt;‘cehaletin mutluluğu’&lt;/i&gt;nu yaşıyor, isteyen, kulaklarına şöyle bir fısıldanan hakikatin neye benzediğini öğrenebilmek için, verilen referansları takip ederek tarih ve kültür dehlizinde gizlenmiş &lt;i&gt;‘tavşan deliklerinin, nereye kadar gittiğini’ &lt;/i&gt;araştırıyordu. Ve anlaşılan, filmi bu derece fenomen haline getiren şey de büyük olasılıkla, popülerle entelektüel olanın aralarında oluşturdukları sinerjiydi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;Matrix’in ne olduğunu tanımlama işine alışa geldiği gibi &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;sözlük anlamıyla başlamak gerekirse anlıyoruz ki kavram birden fazla anlama sahip, belki hiç biri tek başına Matrix’e açıklık getirebilecek kadar yeterli olmayabilir ama göz ardı edilecek gibi de değiller .Bu tanımlara göre sırayla gidersek Matris (Matris burada Matrix’in Türkçe’ye okunuş olarak değişmiş,dönüşmüş hali olarak karşımıza çıkıyor)_matbaacılıkta teksir için kullanılan bir kalıp (ille de filmle bir bağlantı kurmak için, üretilene şekil verme olarak düşünebiliriz bu tanımı),yapıbilimde malzemeleri bir arada tutabilen maddeye de yine M*atris deniyor (insanları ve makineleri bir arada tutabilen bir program) _..bilgisayar Matrisi ise onu kullananların aşina olduğu şekliyle matematikte gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen şeklinde tablolaşmasına verilen &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;ad olarak geçmekte, filmde Matrix’in bilgisayar ekranındaki görünüşü de sözlük anlamına uygun olarak kurgulanmış, (ki matematik kodlarıyla temelli bir program için kaçınılmaz bir yapı ayrıca elektronikte , hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devreye de Matris deniyor) ama bunların içinde bence en önemlisi şu ki: “Matrix;biyolojide kromozom kıvrımları arasındaki sıvıya verilen addır, içine giren maddeleri parçalayacak enzimler taşır,mitokondrinin ic kısmını dolduran dolgu maddesidir.”,tıpkı filmde makinelerin oluşturduğu , insanların içinde bedenlerinin hayat bulduğu, bu sayede beyinlerin simüle edilebildiği pembe yaşam sıvısı gibi ,bu bulamaç hayatlarımızın fiziksel &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;olarak başladığı yer olan&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;anne karnındaki bebeğin içinde korunduğu,yaşatıldığı sıvıya da (amniyon) doğrudan denk gelmektedir,dikkatli baktığımızda filmde de insanlar sun'î bir rahim olan tüplerin içinde yetiştirilmekte ve bu insanlardan yapay zekânın varlığı &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;için enerji elde edilmektedir.&lt;i style=""&gt;Zaten,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Matrix İngilizce sözlükte döl yatağı manasına da gelmektedir &lt;/i&gt;,psikolojiye göreyse rahim; insanın kendini en güvenli ve rahat hissettiği ortam içinde sürekli uyuyup dış dünyanın gerçeklerinden soyutlandığı tek mekândır da ayrıca, anlaşıldığı gibi terimin tanımının bu çoklu hali yönetmenler tarafından verilmek istenen çok yönlülüğünün doğrultusunda filmin başka &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;başka yanların dan tutulabilmesine de olanak sağlıyor.Giderek anlayacağımız gibi Matrix’le yapılmak istenen ana amaçlardan biride çok yönlülük.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;Matrix terimini bir eser içinde kullanma fikri ise burada tek tek sayamayacağımız kadar çok bilimkurgu kitabında görülebiliyor, bunların en önemlisi ve Matrix filminin de senaryoda ana kaynağı durumunda ki &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;William Gibson’ın Neuromancer (1984) adlı siper punk kitabıdır. ”Matrix, Disney’in “Tron” (1980'lerin başında video oyunlarının yeni popüler olmaya başladığı ve bilgisayar grafiklerinin henüz herkes için bir muamma olduğu zamanda çekilen Tron, çizgi roman ustası Jean 'Moebius' Gireaud'nun da yeteneklerini sergileme fırsatı bulduğu ilgi çekici tasarımları ve dönem için mucize sayılan özel efektleriyle, klasik olmuş bir filmdir.Tron&lt;em&gt;&lt;span style="font-style: normal;"&gt; bugünkü Windows-kuşağının yere göğe sığdıramadığı Matrix'in commodore64 -kuşağına denk gelen karşılığıdır&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;i style=""&gt;.&lt;/i&gt;) filminin doğrudan bir yeni çevrimi değilse bile,Neuromancer’in gayri-resmi sinemalaştırması olduğunu söylemek yanlış olmaz..Kitabın hikayesi, Matrix adı verilen bilgisayar ağının her yeri kapladığı &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;yakın gelecekte kurgulanmıştır.Kitabın baş karakteri Case Matrix’te ki Neo’dur.Case ile Neo arasında daha başka benzerliklerde bulunmaktadır.O da bir öncü, sınırları geçen öne çıkmış kovboy gibidir;hacker’dir,biraz saftır;partneri Molly bir kiralık katildir,parlak,siyah gözlükler takar;Uzakdoğu dövüş teknikleri bilir;biyoteknik reflekslere sahiptir.”Matrix’in Morpheus’u da;Gibson’ın kitabında iki öncüsü bulunur: Bunlardan biri,spirituel felsefesiyle Kaptan Maelcum, ötekisi, hacker-baba figürü olan “Finne” dir.Adam,ölümünden sonra Matrix’in içinde yaşamaya devam eder ve Case’e işlevlerini açıklayıp durur.Maelcum;”Babil” Los Angeles’ı terk edip Zion adlı bir koloni kurmuş olan Zionistlerdendir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;The Matrix’in içerdiği geniş tür yelpazesinde yapay zeka, sanal gerçeklik, insan-makine mücadelesi, karamsar gelecek vb. boyutlarıyla Bilimkurgu sineması bir çatı işlevi görüyor. Bu bilimkurgu evreninde, Philip K. Dick’in &lt;i&gt;‘gerçek nedir?’&lt;/i&gt; diye soran halüsünasyonlarından epey feyz almış olan, anarşist tavırlı ‘hacker’larıyla siberpunklar öne çıkıyor. Tabii Blade Runner, Dark City ve Terminator gibi, bilimkurgu sinemasının temel taşlarının mirası sonuna kadar kullanılıyor. Görsel tasarım düzeyinde ise, bilgisayar ve video oyunlarıyla olan akrabalıklar bir yana, Wachowski kardeşler’in çizgi roman çizerliğinden gelmelerinden dolayı, manga ve anime estetiğinin The Matrix’te önemli bir yer edindiğini görüyoruz. Ayrıca, bilindiği gibi bu tasarımlarda, Ghost in the Shell adlı animenin (Wachowski kardeşler ellerinde bir animeyle yapımcılara gidip, işte bunun filmini çekmek istiyoruz dediklerini kendileri ifade ediyor. ancak hangi anime olduğunu söylemiyorlar.) sahip olduğu payın The Matrix seyircisi üzerindeki psikolojik etkisi, neredeyse onun fenomenliğini tehdit eder düzeye ulaşabiliyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;Filmde biraderler tarafından kullanılan &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;anlatım tarzını &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;“eklektisizm” yani&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Seçmecilik olarak da bilinen&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;felsefede,sanatta ve ilahiyatta&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;kullanılan terimle açıklamaya çalışılırsak yönetmenler tarafından yapılmak isteneni (belki de doğrudan yapılanı)anlamaya bir adım daha yaklaşabiliriz sanırım ;&lt;i style=""&gt; bu düşünme biçimine göre farklı düşünce sistemlerinden seçilen öğretilerin ayrı bir sistem içinde birleştirilmesi. Öğretilerin alındığı sistemin bütününü benimsemediği gibi, aralarındaki çelişkileri çözümleme amacını da gütmez. Dolayısıyla düşünce sistemlerini birleştirme ya da uzlaştırma yöntemi olan sinkretizmden farklıdır. Soyut düşünce düzeyinde her sistemin öğretileriyle ayrılmaz bir bütün oluşturduğu kabul edilirse, eklektisizm, farklı sistemlerden keyfi olarak seçilen öğretilerin bir araya getirilmesinden doğacak tutarsızlıklar yüzünden eleştirilebilir. Ama uygulamada eklektik bakış açısı birçok bakımdan yararlı olabilir&lt;/i&gt;.Tıpkı Wachowskilerin filmlerinde yapmak istediği gibi.”Matrix”in kaynakları konusunda eleştirmenler,filmin hayranları,film üzerinde tartışanlar,filmi böylesine sansayonel kılan yanın,öykünün temel bir fikri olmadığında birleşiyorlar.Bu sebeple meraklıları tarafından çoktan ortaya konduğu gibi The Matrix buzdağının altında pc oyunları, çizgi roman,anime,bilim,bilimkurgu,teknoloji,sinema,edebiyat,felsefe,din,mitoloji ve bilgisayar dünyasına ait temalarla dolu devasa bir bellek yatıyor,film her biri kendi alanında zamanının en iyisi eserleri emsallerinden öne çıkarmayı başarmış,birer kült olmuş sayısız alıntının, referansın, göndermenin &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bir araya getirildiği kültürel bir best of gibi. Filmi janr bakımından tekno-modern bir destan olarak nitelendirebiliriz, çünkü epik geleneğin birçok özelliğini taşımakta.. Bu dev yapı, birçok kereler ifade edildiği gibi, içinde dolaştıkça algı fizyolojisi ve psikolojisinden bilgi teorisine, Hıristiyanlık tarihinden özgürleşim tarihine, varoluşçuluktan uzak doğu din ve felsefelerine, mitolojiden edebiyata... her yere yayılan, saçaklı kocaman bir metne dönüşüyor.Bu yüzden, metinler arası gezintiyi seven bu &lt;i&gt;‘postmodern durum’&lt;/i&gt;lar çağında, böyle bir film-metin ayrıca bir değer kazanıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;Filmin, insanlığın düşünsel ve kültürel tüm birikimini bir kara delik gibi içine doğru çeken metninin her referansı, sonsuz bir döngü içinde kendini bir başka referansa gönderiyor, senaryoyu yaratan geçmişe sadık bellek yukarıda sözü edilen birikimin kimi öğelerini parçalara ayırarak, eşi benzeri görülmemiş bir kolajla yeniden bir arada tutmayı başarabiliyor (işte filmin sözü edilen tartışmalı başarısı _eğer var ise_tam olarak burada kolajda &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;yatmaktadır) &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bu da, varolanı kendine rağmen kendinden daha fazla bir şey haline getirmekte ancak bu noktada filmi gereğinden fazla&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;önemseyenler tarafından&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yapılabilecek en büyük hatayı filmin seçtiği anlatım tarzından koparıp&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;ayırmak gerek.Bunun içinde filmin dolup taştığı&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;kültürel metin ve referansları bilmemekten sebeple yersiz bir beklentiye kapılarak, The Matrix’in içinde kutsal bir kitap gibi değişmez, yüce bir anlam gömülü olduğuna ya da yepyeni,iç tutarlılığı sahip sözde Matrix felsefesi yarattığına inanmak çok yanlış olur,.aslında bu başarıyı bilim kurgu seven sinema seyircisinin kursağında bırakan da&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;her ticari-seri film gibi Matrix’inde &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;interaktif&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;olmasıdır.,bu sebeple değişmez bir özü ve sözü yoktur. İzleyicinin bakışından bağımsız değildir,onu takip eden kitlenin eğilimlerine göre biçim değiştirir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;The Matrix külliyatı üç sinema filmi (süresi 403 dakika),bir anime (Animatrix,Matrix dünyasının animasyon ortamına aktarılmış 9 kısa öyküsünden oluşuyor,süresi 89 dakika) 2 PC oyunu (Enter the Matrix ile Panth of Neo) ve çizgi romandan (The Matrix-Comics;Volume 1-2)&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;oluşmaktadır.Filmin konusu tüm bu külliyatın içine dağıtılmış,meselenin ne olduğunu anlamak isteyenlerce için yönetmenler tarafından meraklısına bu yol reva görülmüştür. Konuyu,karakterleri veya referansları hafızada bir arada tutmak için zahmetli olan bu yöntemi kağıt üstünde aşmaya çalışınca ortaya kaçınılmaz olarak bu yazı çıkıverdi işte bu amaçla aşağıdaki &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;tekste yapmaya çalıştığımız şeyde sırasıyla üç filmi adım adım inceleyerek konusu gereği yeri geldikçe diğer yapımlardan da faydalanarak açıklamalarda&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bulunmak olacak,şimdi başlayalım..&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3555013993063769562-7101681147866379470?l=matrixianlamamak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matrixianlamamak.blogspot.com/feeds/7101681147866379470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3555013993063769562&amp;postID=7101681147866379470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3555013993063769562/posts/default/7101681147866379470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3555013993063769562/posts/default/7101681147866379470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matrixianlamamak.blogspot.com/2009/04/w-h-t-i-s-t-h-e-m-t-r-i-x-what-is_11.html' title=''/><author><name>Serdivan Doğa Sporları Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10281925363725454820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/TIJeYtaBFfI/AAAAAAAAB0k/iQiRHqOfq9I/S220/sedos.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3555013993063769562.post-4076972649303348990</id><published>2008-06-23T05:30:00.000-07:00</published><updated>2009-04-11T10:13:27.230-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 255, 153);font-size:130%;" &gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;                                      &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center;" class="MsoNormal"&gt;                                                                      &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;   THE MATRİX&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZOIZSzhSI/AAAAAAAAADo/HmNyy8QBnGc/s1600-h/matrix01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZOIZSzhSI/AAAAAAAAADo/HmNyy8QBnGc/s320/matrix01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216943124490978594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;M&lt;/span&gt;atrix'in girişi bir işaret, harf yağmuruyla başlar (Matris şablonu)  T-H-E-M-A-T-R-İ-X sözcüğü bir an için belirip kaybolur,karmakarışık görüntülerle bilgisayar ekranında buluruz kendimizi Trinity &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-Baba-Oğul-Kutsal Ruh'tan oluşan Teslis yani Trinity, filmde Asi-Zevce-Koruyucu şeklinde bir kadın kimliğiyle karşımıza çıkıyor ,filmde Morpheus'un Baba, Neo'nun Oğul, Trinity'nin de Kutsal Ruh olduğu bir teslisin varlığından da söz edilebilir-&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;Ayrıca  Animatrix’te the dedectivy story  bölümünde  kendisinden the red queen olarak bahsedilir, bir ziyaret esnasında duvarda find the red queen  yazar, Neo,  Alice_Alice harikalar dünyasında_yerine konulduğu için hikayede alice'e yardım eden kırmızı vezire gönderme yapılmıştır-&lt;/span&gt; Cyhper,Morpheus ve Neo ile bağlantı halindedir, ne var ki bağlantı temiz değildir , monitörde tek tek beliren rakamlarla 506 (5 defa yok edilen Matrixin 6. sürümü içinde geçi çek olan hikayenin başında O’ın içinden başlıyoruz) sayısının sıfırı içinden yol alarak el feneri tutan bir polisin ışığından diğer sahneye geçiş yaparız,rakamlar,karışık sembollerle dolu kodlar, çağrışımlarla programın(matrisin) içinde deli divane geçişlerin ardından polisleri 303 ( 3..? trinity!! ) no’lu odanın kapısını kırarak içeri girmiş,siyahlı kadını teslim almaya çalıştıklarını izleriz.(burası final sahnesinin de cereyan edeceği odadır aynı zamanda) siperpunkın fantezilerine uygun olarak oluşturulmuş atmosferde şehrin kıyısı köşesinde kalmış izbe haldeki ”Kentin yüreği” adlı bir otelin girişine indirir kamera bizi,ardından bir araba yaklaşır otele sokak içinde emniyet almış polislerin yanına ve içlerinden birbirinin kopyası olan siyah giyimli ajanlar iner.(ilk sürüm ajanlar Smith, Brown ve Jones)  &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;Matrixte bulunan ajanlar; araçları, görünüş ve tavırları Amerikan kökenli komplo teorilerinden birini, siyah giyinen adamları, andırmaktadırlar. Hükümetin gizli bir biriminden olan bu (Siyah giyen) adamların, 1950'li ve 1960'lı yıllarda Amerika'da ufo görülmesinden sonra şahitleri susmaya ikna etmek ve kanıtları yok etmek için çalıştıklarına inanılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;  Matrix’de ki ajanlar, istedikleri (Matrix’e bağlı olan her) insanın yerine geçebilir, birbirleriyle ve ana bilgisayar ile (kulaklıkları vasıtası ile) iletişim kurabilirler. Oldukça hızlı hareket edebilen ajanlar uzağa sıçrayıp iyi dövüşürler. Zarar görmezler, Matrix serisi boyunca sadece Neo'nun ve Smith'in ajanlara zarar verebildiği görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN6ZkH6MI/AAAAAAAAADI/Icod7z2awH0/s1600-h/matrix26.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN6ZkH6MI/AAAAAAAAADI/Icod7z2awH0/s320/matrix26.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216942884045449410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Polis şefine durumu sorarlar bu arada yukarı çıkan diğer polisler Trinityden Matrix’le efsaneleşen ‘bullet time’ çekim tekniğiyle oluşturulmuş gerçek dünyada fizik kurallarının imkansız kıldığı soluk kesici bir dayak (karate kid filminin final sahnesindeki kartal vuruşu tekniği burada double eagle olmuştur, seri boyunca Trinity’nin tekar edecğia aksiyon figürü) yemektedirler &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-yakalanmak istenen anime estetiği için uygulanan bu teknik ilk olarak Matrix de kullanılmamıştır. Deep Forestin Madazulu klibinde Matrixden çok önce bu efekt kullanılmıştır bknz: http://www.youtube.com/watch?v=ALmIGafK388 ayrıca bu tekniğin izini Hollywood da bulabiliyoruz (Wachowski kardeşlerin hayranı olduğu) John Woo filmlerinde yavaş çekimlerini, donuk karelerini, nesnesi etrafında hızla dönen bir kameranın çektiği görüntüyü, o kameradan farklı bir yönde hareket eden bir başka kameranın görüntüsüne bağlayan veya tek bir hareketi sayısız parçaya bölen tarzını fark edebilir, zamanı çizgi roman karelerindeki gibi an an donduran bu parçaları elde edebilmek için, onlarca kamerayı aynı anda kullandığını öğrenebilir.Aslında bu görüntü tekniğini bir fikir olarak ilk kullanan bilimkurgu edebiyatının kült eseri Dune’la Frank Herber’tır,kitabın karakterlerinden Miles o kadar büyük hızla hareket etmektedir ki, kendisine normal gelen zamanlamayla devinirken rakipleri sanki zaman durmuş donmuş gibi görünmektedirler. Buradan, sinemada bugüne kadar hareket ve zamanı kontrol etmek için kullanılan tekniklerin yaratmış olduğu birikimin kimsenin tekelinde olmadığı sonucunu çıkarabiliriz,bu sebeple mermi zamanlı görüntü ;“Wachowskiler bu terimi, sanal dünyada mermi hızında gelişen aksiyon sahnelerindeki, heyecanın doruğa ulaştığı anlar için kullanıyorlar”-veya sanal sinematografi- gibi parlak ifadeli şeylerin, The Matrix’e gökten zembille inmediğini bilmek gerekiyor- &lt;/span&gt;Polisin kızı yakalayamayacağından emin olan ajanlar işe karışır, ajanlarla baş edilemeyeceğinin farkında olan kızın peşinde damlarda çılgınca bir kovalamaca başlar, koca bir caddenin üstünden diğer binaya rahatlıkla atlayabilen Trinity ve peşindeki ajan polisleri geride bırakırlar.Trinity bir telefon kulübesine ulaşır. Ajanlardan biri LKW marka bir kamyonla kulübeye çarpar ama Trinity telefon sayesinde kaçmayı başarmıştır (Matrix’in ileri teknolojisi karşısında geri_teknolojidir ankesörlü telefon..). &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Önemsiz&lt;/span&gt;" der ajanlardan biri anlaşılan birinin nasıl ve niçin kaybolduğunu bilmektedirler, seyirci için anlaşılmaz bu durum her şeyin mümkün olduğu bir dünya da gayet normaldir. Bu arada bir sonraki hedef kişinin kimliği ve adresi de tespit edilmiştir Neo’dur bu, Matrix’te insanların içine saklandıkları tavşan yuvaları; sayılar ve harflerdir. Her bir metin “yuvadır”, yerdeki telefon avizesinden evindeki masa üstünde sızmış olan Neo’nun pc ekranına “searching.. ” kelimesiyle geçiş yaparız, ekranda anarşist Morpheus’la ilgili gazete haberleri vardır, belli ki dur durak bilmeden arayıp durduğu şeyin peşinde yorgun düşmüştür. (Daha filmin yedinci dakikasına gelindiği başlangıç bölümü filmin özeti gibidir tüm ana karakterlerle tanışılmış üzerimize yağan enformasyonlarla serseme dönmüşüzdür, bu enformasyonun altından ancak daha önceden tanıdık gelen verilerle , referanslara sahip ve çok dikkatli olanlar belki kalkabilmiştir, filmdeki her bir kareyi daha önce bir yerlerden gördüğünüz hissine kapılırken, referansların çokluğu nedeniyle, gördüğünüz şeyin çok orijinal olduğu illüzyonuna kapılıyorsunuz.. Tıpkı rüyadan uyandığınızda gerçekten uyanıp uyanmadığınızı anlamak için belli bir zamana ihtiyacınız olması gibi, ‘hangi sanal katmandayım’ sorusunu cevaplamak; mekana ve onun işleyiş biçimlerine adapte olmak için bir zamana ihtiyaç oluyor. Ancak, sahneler sizi beklemiyor. Öyle hızlı ilerliyorlar ki, ruhunuz buna yetişemeyip geride kalıyor, bu sayede Neo nun içine düştüğü ruh hali ve film boyunca vurgulanan rüya mı_gerçek mi ikilemi içine seyircide dahil edilmiş oluyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bilgisayar uzmanı Thomas Anderson kendi sınıfında ki diğer sıradan insanlar gibi normal bir yaşam sürmektedir. &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-Thomas Anderson adı da Hıristiyan inancına bağlanabilecek çağrışımlar yapmaktadır.İsa’nın ölüyü dirilttiğinden şüphe eden kişinin de ismi Thomas dır, oda Matrix’in gerçekliğinden şüphe duyan Thomas değilmi dir ,İsveççe’de “Andrewin oğlu” demektir Anderson ,Andrew ise yunanca da “andr” (insan) kökünden türetilmiştir.Şu halde “Anderson”, İsa’nın, yani kurtarıcının unvanlarından biri olan ”insanın oğlu” anlamını da çağrışım yapmaktadır) ancak söz konusu bilgisayar ve net olduğunda Neo ( Neo adını tersten okuduğumuzda one [bir] olarak yorumlayabiliriz basit bir oyun olan anagram ile yani harflerin yer değişimiyle One'a dönüşüyor. The One" Hristiyan teolojisinde "seçilmiş kul" manasına gelmekte, şu halde bir sıfırdan da söz etmek lazım gelir ama daha sonra..Neo,new man /yani yeni insanda olabilir pekala ,daha da zorlayabiliriz bu ismi,biyolojik türleri tanrının gazabından koruyan “Nuh” ile yada “esip” duran bayrak mıdır yoksa rüzgar mı? Sorusuna “esen sadece ruhtur,başka her şey hiçtir” diye cevap veren zen budizmin efsanevi rahibi Eno ile zorla sakta pekala bir bağ kurabiliriz- &lt;/span&gt;takma adıyla bu öteki dünyada bilinen tüm korsanlık suçlarını işlemiş bir hacker dır. Anderson internet dünyasında gerçekten de kendine bir isim yapmıştır, bu sebeple takip edilme olasılıyla karşı karşıyadır. Ekranda bir mesaj görünür (Neo'nun bilgisayarından gelen mesajla uyandırıldığı bölüm aslında filmin özeti gibidir. Bu bölümde Neo'nun bir hacker olduğunu, bir şeylerin ters gittiğini hissettiğini ve bunu araştırdığını, özellikle Morpheus adlı anarşistin yaptıklarıyla ilgili haberleri internetten takip ettiğini öğreniriz. Aslında Neo'nun bilgisayar sistemini ele geçirdiğini düşünmesi ironik bir durum ortaya çıkarıyor. Çünkü o, bilgisayarlara hükmettiğini zannederken, Matrix denen bilgisayar tabanlı bir sanal dünyada hayatına hükmedildiğinin farkında değildir ) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Neo uyan!&lt;/span&gt;" Anderson uyanır. ”&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Matrix’in elindesin..beyaz tavşanı izle. ”tak tak&lt;/span&gt;” Neo yeşil harfler içinde ekranda belirir, korkan Neo escape tuşuyla bağlantıyı kesmeye çalışır ama nafile telefonların ve bilgisayarların devreden çıkarılması imkansızdır , her şey zıvanadan çıkmaya başlar ve bir saniye sonrasında gerçekten odanın kapısı çalar “tak tak”; oda numarası (oda “1984”teki işkenceci Winston Smith’in odasını anımsatmaktadır, filmdeki işkence odasının numarası da aynıdır)101’dir (Neo/One ?). Neo’nun gözden kaçmayacak bir gözlemin nesnesi olduğu anlaşılır. ”Big Brother”ın elindedir kahramanımız  -&lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;1984 adlı eserinde (1949 ) İngiliz yazar George Owell ilk defa Big Brother-Büyük kardeş kavramıyla gelecekte devlet tarafından izlenme ve kontrol edilme fikrini öngörmüştür- &lt;/span&gt;İşe geç kaldığı belli bir arkadaşı Neo’ya iki müşteri getirmiştir.Anderson korsan yazılımı verip (diskin üzerinde AI (yapay zeka) yazılı) aldığı parayı “Simulacres&amp;amp;Simulation” adlı kitabın kapağı içine gizler -&lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;gerçekle ilgili tüm yargılarımızda yanılıyor olabileceğimizi öne süren Fransız filozof Jean Baudrillard’ın kitabı, ayrıca Baudrillard'ın gerçeklik, simulakr ve simülasyona ilişkin teorileri, filmdeki bir çok karmaşık temaya kaynak teşkil etmektedir.Buna karşın Baudrillard, Matrix'i alaylı bir şekilde eleştirmiş ve hiçbir filmin simulacra and simulation'daki fikirleri eksiksiz yansıtamayacağını, Matrix'te yapılan bu yöndeki girişimlerinde yanlış bilgi ve yorumlara dayandığını söylemişti,denilene göre Wachowski'lerin "adın filmin sonunda gözüksün " teklifini de reddetmiştir. Kitabın açılan bölümü ise “On nihilism” başlığını taşır. Anarşizm ile büyük benzerlik gösteren hatta bu yüzden çoğu kere eşanlamda kullanılan Nihilism'e göre de varolan sosyal, politik, dinî, vs. kurumların ortadan kaldırılması gereklidir. Matrix’teki tüm bu kurumlar bir kandırma canın parçasıdırlar; dolayısıyla yok edilmelidirler. Neo filmin sonunda yapacağı telefon konuşmasında kuralsız, kontrolsüz, hudut veya sınırlamaların olmadığı, nihilistik dünya özlemini dile getirir- &lt;/span&gt;Adı Choi olan genç, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"sen benim kişisel İsa’msın&lt;/span&gt;"der,yani kurtarıcım. Çatlak, kopuk birbirinden bağımsız imalar, göstergeler birbirini izlemektedir. Kitap ve karakter adları, numaralar, İsa’ya yollamalar.. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;seni tanımıyorum.Sen kesinlikle yoksun&lt;/span&gt;s&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;." ( bu sözleri de Neo'nun sanal dünyadaki fizikî/bedeni yokluğunu vurgulamakta, Choi Neo'yu dans kulübüne davet ederken onun fişten çekilmeye (unplug) ihtiyacı olduğunu söyleyerek yine tiyo verir; çünkü Choi Neo'nun uçmaya, rahatlamaya olan gereksinimi kastederken aslında onun ileride kelimenin tam manasıyla zihnini Matrix’e bedenini ise sun'î rahime bağlayan fişlerden çekileceğini haber vermiş olur. Filmin çıkış noktası -edebî tabirle filmin temel çelişkisi (main conflict'i)- olan düş ile gerçek arasındaki ayrım da ilk kez bu konuşma esnasında olur. Neo müşterisine "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;uyanıkken rüya görüp görmediğinden emin olamadığını hissettin mi hiç?&lt;/span&gt;" diye sorar. Choi ise bu hissi meskalin olarak tanımlayarak içinde bulundukları ironik durumu ,çünkü zaten bütün hayatları bir halisinasyondan ibarettir ve bunun nedeni kesinlikle meskalin değildir. &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-Aldous Huxley'in yerlilerin meskalin alıp düş ile gerçek arasındaki sınırı aşmalarım bizzat kendisi de tecrübe ederek anlattığı Algı Kapıları isimli eserine ilk defa bu sırada göndermeler yapılıyor. Kapı simgesi bundan sonra birkaç defa kullanılıyor-&lt;/span&gt;Neo’nun durumu içinden çıkılmayacak gibi gözükmektedir. Berikiler onu kendilerine katılmaya davet ederler, Neo kızın (tavşan dövmeli kız Blade Runner da ki replicant olan esas hatun Rachaele benzemektedir) omzunda dövme bir tavşan figürünü görür, beyaz tavşanı izler. Geldikleri klüpte Trinity Neo’ya yaklaşır:&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Dikkat et,izleniyorsun Neo!&lt;/span&gt;" Trinity ayrıca Neo’nun her gece ne yaptığını da bilmektedir, bilgisayarının başında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"onu arıyorsun&lt;/span&gt;", der. ”&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben de aramıştım.Onu bulduğumda bana onu aramayıp, bir cevabın peşinde olduğumu söylemişti. Bizde huzur koymayan sorudur bu. Seni buraya getiren sorudur bu. Soruyu aynen benim gibi sende biliyorsun. &lt;/span&gt;  &lt;br /&gt; Neo:"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Matrix nedir?&lt;/span&gt;”&lt;br /&gt; Trinity : "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cevap dışarıda bir yerde. Seni arıyor ve istersen gelip seni bulacaktır&lt;/span&gt;” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Neo saat 9.18’de radyo sinyaliyle uyanır. Saat 9’da iş başı yapması gereken biri için geç uyanmıştır. Bir sonraki sahnede Neo’yu bürosunda şefinin karşısında görürüz. Üstünden uyarı almaktadır. Şef, Anderson’a otoriteyle (özne-iktidar ekseninde geçen bir konuşmadır bu) ilgili sorunu olduğunu hatırlatır. Anderson kendini özel biri olduğunu sanıyorsa kesinlikle yanılıyordur. Bir haberci Andersona’a içinde bir cep telefonu bulunan paket getirir. ( paketin yanındaki "oscar wachowski" yazısının, yönetmenlere oscar ödülü verilmesi için bir subliminal message olduğu söylenmiştir.)Telefon üzerindenMorpheus,Anderson’ı uyarır: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Peşindeler&lt;/span&gt;" Morpheus, Anderson’ın kaçışını uzaktan yönlendirir. (Neo'nun çalıştığı ofis birden labirente, Neo ise kendi yaptığı labirente tutsak edilen mitolojik kahraman Dedalus'a dönüşür. Labirentten kaçarken babasının sözünden çıkıp güneşe çok yaklaşan İcarus'un balmumundan kanatlarının erimesiyle denize düşüp olması gibi Neo da Morpheus'un verdiği direktifleri tam olarak yerine getiremediğinden labirentten kurtulamaz ve ajanların eline geçer) Anderson korkarak pencereden kaçmaya çalışır, cep telefonunu elinden düşürür. Telefonun düştüğü sahne gibi hareketler, kopuk, küçük dozajlarda verilen uyarıcılar gibidir. Bu ağır çekimler ya da hızlı geçişler şiddet tehtidi kadar ürkütücü, tedirgin edicidirler. Görüntülerin sunuluşu bize sık sık tekrarladığımız şu cümleye götürür: Bu dünyada yolunda gitmeyen bir şeyler var. Neo gerektiği gibi binanın dışında hareket etmeyi göze alamayıp yakalanır. İlk tercihinde çuvallamıştır Neo. Atlamayı göze alamayan Neo götürülürken, olup biteni Trinity’nin motosikletinin aynasından görürüz. (görüntünün ters düz edilebildiği tek gerçek fiziksel madde olan aynaların Matrix'te birçok önemli yerde kullanıldığını görürüz gözlükler, hapların içinde olduğu metal kutu, meşhur eğilen  kaşık, Neo’nun aksine baktığı eriyen ayna.. bu böyle sürüp gider. Matrix, "resmin içindeki hareketli bir resim" Neo'nun zihninin diyalektik evrimini resmeder. Çünkü hareketli resim tanımı gereği, bir dizi yansımadan çıkmıştır; güneş gözlükleri, kaşıklar, bir ayna ve bir yerde de Kahin'in evinin kapı tokmağı. Bireysel yansımalar veya "durağan fotoğraflar" filmin üstünde işleyen bir "hareketli resim" yaratmak için birleşirler. Bu hareketli resim, kalem pili hayatını aşmaya çalışan Neo'nun diyalektik gelişimini resmeder. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Matrix”’te her cümle gibi, her görüntü de, ya önemli bir tespit ya da geleceğe yönelik bir önceleme işlevi taşır. Neo’yu bir sürü monitörden yan yana görürüz. (ajanlar tarafından götürüldüğü yerde görüntü Architect'in odasından zoomlaniyor. Bu da “Matrix Reloaded’ta Neo, Matrix’in mimarıyla konuşurken karşımıza çıkacak bir durumun görsel öncelemesidir. Ancak filmin yeni seyreden biri için bu monitörler sorgulamanın kayıt altına alındığı odadan izlenen görüntülerden daha fazla bir şey değildir, film içinde görüntülerin çift taraflı okuma yapıldığı bir anda burasıdır, bize öyle olduğunu sanmamız için verilen bir görüntü kadar, Neo’nun her adımının izlendiğin inde duygusu da verilmek istenir, diğer yandan senaryonun devamı için bilinçli tasarlanmış bu görüntü filmin devam bölümlerinin gördüğü büyük ilgi yüzünden zoraki olarak çekildiği iddiasını da baştan çürütür. Neo ajanlarca sorgulanır . &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-1984 de rejim karşıtı Winston Smith’in sorgulandığı ünlü 101 nolu odaya benzer bir yerde yine potansiyel asi Neo sorgulanmaktadır-&lt;/span&gt; Ajan Smith &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;- Smith, anormallikleri düzeltmek üzere çalışan yapay zekalı programların başı durumundadır, Neo'nun zıttı dır. Neo insanları Matrix'den kurtarıp Zionu korumaya çalışırken, Smith insanlardan ve Matrix'den nefret eder. Neo’ya ,M.r..Anderson olarak hitap eden tek kişidir,onun seçilmiş kişi_Neo olduğunu kabul etmez. Smith, Matrix tarafından programlandığı doğrultuda çalışmaktadır ama işlevselliği gereği Matrix’ten bağımsız gelişen bir zekaya sahip olması ilerde de göreceğimiz gibi,onda “ben” kavramanın ortaya çıkarak,kendinin farkında olmasına şahit olacağız ki bu Neo’nun ve insan-makine işbirliğinin de kaderini etkileyecek. Ajan Smith’in kim olduğu kadar ne olduğu da filmin genel konusunu ve senaryonun iç tutarlılığını kavrayabilmek için önemlidir-&lt;/span&gt; onun Morpheus’la bağlarını öğrenmek ister. Dünyanın en tehlikeli teröristi ilan edilmiştir Morpheus. Neo haklarını hatırlar telefon etmek ister ama Ajan Smith, sözcüğün somut anlamında ağzını büzer, dudaklarını yapıştırıp yok eder. &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-I Have No Mouth But I Must Scream/Ağzım Yok ama Bağırmalıyım”1973_İngiliz gotik-korku filmi-&lt;/span&gt; Ajan Smith,bir enjektörden Neo’nun karnına teknolojik bir alien sokar. Neo dehşet içinde uyanır. Bir uyanma sahnesi daha .Rüya mıydı bütün bunlar? Yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Telefon çalar, ama sinema seyircisinin teknolojik gerçekliğinden daha da geçmişte kalmış bir telefon aygıtının sesidir bu.”Matrix” karşımıza sık sık bu Kaptan Nemo efektini çıkartır. Denizler altında yirmi bin fersah’ın kaptanının gemisi Natilius’da, fütürist bir dünya içinde eski moda aksesuarlarla döşelidir. Zaman çatlaklar, kopukluklar ya da tekrarlarla dolu bir kurgu gibidir “Matrix”te. Morpheus, berikilerinin kendilerinden önce davrandıklarını, ama Neo’nun ne kadar önemli biri olduğunu unutup onu küçümsediklerini söyler. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sen seçilmişsin&lt;/span&gt;" der Morpheus, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;belki sen beni birkaç yıldır arıyorsun, ama ben hayatım boyunca seni aradım&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trinity.Neo’yu yağmurlu bir günde arabaya alır.Arabada Switch Neo’nun üstüne bir silah çevirir.Matrix’i tanımlayan bir cümle kurar:Burada tek bir oyun kuralı vardır:Ya binersin ya da inersin.Trinity.Neo’nun inmesini engeller. Trinity'nin de dediği gibi otoyolun nereye gittiği bellidir ve öteki yol denenmeye değerdir. Nitekim Neo da seçimini bilmediği yoldan yana kullanır.Bir aygıtla,Neo’nun karnına ajanların yerleştirdiği alien’i çıkartır.”demek ki rüya değilmiş,” der Neo, herhalde öyle olmalı,ama tabii şimdi olanlar rüyada geçmiyorsa!) Geldikleri otelde Neo, Morpheus’un (Morpheus;Mitolojide gece ile uykunun oğlu olan ,biçimler aracılığıyla rüya gördürten düş tanrısı ) odasının önünde durur.Trinity’den bir uyarı:”Dürüst ol;o senin sandığından daha fazla şey biliyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/Sdyaxe2auzI/AAAAAAAAAhI/qkWdDNm5_I0/s1600-h/matrix_Neo_morfeus.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 350px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/Sdyaxe2auzI/AAAAAAAAAhI/qkWdDNm5_I0/s400/matrix_Neo_morfeus.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322299034530659122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sanırım,şu anda kendini tavşan deliğinden düşen Alice&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;gibi hissediyorsundur.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-Alice Harikalar Diyarında /Lewis Caroll, rastladığı beyaz tavşanın peşine takılan Alice adında küçük bir kızın bir anda kendini fizik kurallarının pekte geçerli olmadığı bir dünyada başından geçenlerin anlatıldığı çocuk romanı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Öylede denebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunu gözlerinden görebiliyorum. Sende zaten uyanmayı bekleyen ve gördüğü şeyleri kabul eden birinin bakışları var.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 102);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;-Neo’nun az sonra kendi gözleriyle görerek gerçek manada uyanışa geçiçeği anı müjdeliyor Morpheus-&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne ilginçtir ki bunlar “gerçekten” pek farklı değil. &lt;/span&gt;(Matrix’ten uyanmayla birlikte anlaşılan “gerçekten” bahsediyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus:  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kadere inanırmısın, Neo?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hayır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neden?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çünkü hayatımı kontrol edemediğim fikrinden hoşlanmam!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo,kader fikrini reddeder, çünkü hayatının dizginlerinin kendi elinde olduğu fikrinden hoşlanıyordur. Hiçbir harici gücün hayatını yönetmensini istemez. Her zaman seçme özgürlüğüne sahip olmak ister. Burada, Neo’nun kaderini gerçekleştirmesi, bir seçim meselesi olarak sunulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tam olarak ne demek istediğini biliyorum, sana burada olma sebebini açıklayayım. Buradasın,çünkü bir şey biliyorsun. Bildiğini açıklayamıyorsun  ama onu hissediyorsun. Bunu bütün hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada bir şeylerin yolunda gitmediğini. Ne olduğunu bilmiyordun, ama oradaydı. Kafandaki, seni deli eden bir kıymık gibidir. Seni bana getiren işte bu duygudur. Neden söz ettiğimi biliyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Matrix’mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Peki ne olduğunu öğrenmek istiyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo,başıyla evet anlamında onaylar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Matrix’in her yerdir,etrafımızı çevreler hatta burada, bu odada bile. Pencereden dışarıya baktığında ya da televizyonu seyrederken gördüğün şey odur. İşe giderken hissedebilirsin onu, ya da kiliseye…Ve vergilerini öderken. Seni gerçekten saptırmak için seni aldatan görünürde bir dünyadır Matrix.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne gerçeği?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir köle olduğun gerçeği Neo. Sende herkes gibi bir köle olarak doğdun. Dokunamadığın, tadamadın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki kimseye Matrix’in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus, elindeki kutuya açar içinden çıkan kırmızı ve mavi hapları her iki avucuna alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu senin son şansın.Bundan sonra bir geri dönüş olmayacak.&lt;/span&gt; -Sol elini açarak uzatır-   &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mavi hapı alırsan, bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın.&lt;/span&gt; Bu kez sağ avucunu açar- &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kırmızı hapı alırsan, harikalar diyarında kalırsın. Bende sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm.&lt;/span&gt; -Yapılan hap seçimi dijital bir seçimdir. Geri çevrilemez bir seçim;0 ila 1 arasında yapılacak bu seçim sistemde kalmak ya da dışarı çıkmak, açmak ya da kapamak seçimi. Kısa bir an sonra Neo, kırmızı hapa uzanır, aynı anda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZNhKr2KhI/AAAAAAAAADA/PXU0HwXOEWQ/s1600-h/matrix06.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZNhKr2KhI/AAAAAAAAADA/PXU0HwXOEWQ/s320/matrix06.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216942450554579474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morhpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Unutma sana vaat ettiğim tek şey gerçek daha fazlası değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; Neo kırmızı kapsule uzanırken, görüntüsü Morphesu’un gözlük camlarından yansır. Karakterlerin kullandığı aynanın tezahürü gözlüklerin yalnızca Matrix'te ve yükleme programında takılmakta, fakat gerçek dünyada takılmamaktadır. Camın yansısında Morpheus’un kırmızı kapsulü uzattığı eliyle, mavi kapsülü uzattığı öteki elini avuç içi çekimden görürüz. Çizgi-romanlar dan tanıdığımız bu efekt, filmin, kendine özgü görsel bir sözlük oluşturduğunu, kendi göstergeleriyle bir anlamlar dünyası kurmaya çalıştığını gösterir. Neo hapı yutar, kamera bi an için Morpheus’u sırıtırken gösterir bu Neo’nun verdiği karara tepki olarak nasıl (çift yüzlü okumalardan biri daha )okunması gerektiğini filmin devamında anlayabileceğimiz bir sırıtıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beni izle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo ve Morpheus yan odaya geçerler, burada daha önceden hazır edilmiş ekipmanlar ve takımın geri kalanları Neo’ya yapılacak işlem için beklemektedirler. Neo bir koltuğa oturtulur, vücuduna elektrotlar bağlanır, kişiyi Matrix'e bağlayan terminallere ulaşmak için eski moda telefonla arama yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus : &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aldığın hap izleme programının bir parçası , veri, giriş, çıkış sinyallerini karıştırarak sayesinde yerini bulacaklar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne demek bu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cypher: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kemerlerini bağla Dorothy, çünkü Kansas arkanda kalacak demek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda Wizard of Oz/Oz Büyücüsü'ne (1900 yılında Lyman Frank Baum tarafından yazılmış muhteşem masal. Masal içinde anlatılmak istenen meselenin ne olduğu tartışması hala sürüp gitmektedir.)  film içinde ki ilk gönderme yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığı hapın etkisi yavaş yavaş ortaya çıkan Neo için bunca zaman şüphe içinde yaşadığı simülasyonun sonu gelmiştir artık,  son bir kez aynadaki görüntüsüne bakar, kırık bir görüntü.   Ayna ile görüntü bulanıklaşıp birbirine karışır "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Siz miydiniz bu?" &lt;/span&gt;diye sorar. Neo; elini aynanın yüzeyinde gezdirir. Akışkandır bu yüzey. Gerçekliği çarpıtıp bozan hareketli bir ayna yüzeyi. Gerçekliğin aksi olan aynalarla simgesel anlamda fena halde uğraşan Wachowski fetişi doruk noktasına ulaşır bu sahnelerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü hiç Neo? Ya o rüyadan hiç uyanamazsan ne olur? O zaman gerçek ve düş dünyalarının arasındaki farkı nasıl anlarsın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu retotik sorular Jorge Louis Borges'in Olağanüstü Masallar adlı kitabında anlattığı bir menkıbeyi çağrıştırmakta. Çinli bir bilge rüyasında kelebek olduğunu görür, ama uyandıktan sonra rüyasında kelebek olan bir adam mı, yoksa kendini adam olarak düşleyen bir kelebek mi olduğundan emin olamaz. Mesaj açıktır. Neo'nun neyin gerçek neyin gerçek olmadığını bilmesinin hiçbir yolu yoktur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu olamaz!&lt;/span&gt; - Neo, Matrix’in beynine ilettiği elektrik sinyallerinin, kırmızı kapsül vasıtasıyla,karıştırılmasıyla,sanal dünyayı yorumlamasının bozulması sonucu dijital olarak varolduğu program içinde , gerçekten olduğuna inandığı zihinsel yansımasının fiziksel altüst oluşuna inanamamaktadır-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne olamaz? Gerçek mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo’nun cildi soğuk metalik maviye boyanmaya başlar. Korkunç bir soğukluk hisseder. (Gerçek ölümün de sıttan ya da ayak uçlarından bir soğuklukla geldiği pek çok kez kulağınıza da gelmiştir.) Kalp atışları çıldırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trinity: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kopyalamaya başlıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apoc: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hala bir şey yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Soğuk, çok soğuk.&lt;/span&gt; -Madde tüm bedenini kaplamaktadır-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: - Operatörü arayarak-&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tank hemen bir sinyal almalıyız. Apoc yerini bul&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apoc: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neredeyse ulaştım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metalik kaplama bütün bedenini sarmadan önce,Neo’nun yeri belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apoc: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tamam yakaladım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus:&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Şimdi Tank şimdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo’nun ağzının içinden akarız,carrier- program (taşıyıcı program) üzerinden Matrix’in yarattığı simülasyonu gerçek kılmak için programdan beyne yolladığı sinyallerle geriye doğru yol alırız, kısa bir karanlık sonrasında Neo gözlerini açar, beyindeki yapay sinyal kesilmiş gerçeğe dönülmüştür. Kırmızı hap sayesinde Neo'nun zihni bedenine geri döner yani, sun'î rahimdeki uykusundan uyanır. &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;Vaftizci Yahya İsa'yı vaftiz ederek ikinci doğumunu gerçekleştirmiştir.  Morpheus da Neo'yu kablolardan kurtarıp "gerçek"e kavuşturunca, Neo yeniden doğmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdypkH-AruI/AAAAAAAAAhw/1HuVcBztxZE/s1600-h/matrix07.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdypkH-AruI/AAAAAAAAAhw/1HuVcBztxZE/s320/matrix07.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322315297724608226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdygmhKD_DI/AAAAAAAAAhY/nTY5l9dimTE/s1600-h/t-matrix105.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 148px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdygmhKD_DI/AAAAAAAAAhY/nTY5l9dimTE/s320/t-matrix105.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322305443241131058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo’nun gözlerinden görürüz ki, Neo kırmızı eriyiğin doldurduğu koza içinde boylu boyunca yatmaktadır, anne karnında amniyon sıvısı &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-bebeğin içinde yüzdüğü amniyon sıvısı gebelik sırasında, bebeğin korunmasını ve tüm beslenmesini sağlar,kimi ruhbilim ekollerine göre insanoğlunun tüm yaşamı içinde kendini en rahat hissettiği yer burasıdır&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-&lt;/span&gt; içinde ki bir bebek gibidir, çıplak, tüysüz vücudu kablolarla bağlantı halindedir,kendini korku içinde dışarı atmaya çalışır. Zarından sıyrılıp, gırtlağına kadar sokulmuş hortumdan kurtulur ilk nefesini alır. Gökdelenleri andıran tarlaların içinde bulur kendini böceğimsi "makine-hemşirelerin" baktığı, rahimsi tüplerin içinde yapay olarak muhafaza edilen sayısız çıplak insan bedeni görür. Herkese, tahminen onları besleyen ve artıklarını temizleyen bir sürü tüp sokulmuştur. Kılsız pembe bedenler iğrenç ve korunmasız görünürler ve bu bedenlerin her tarafına fişler, kablolar sokulmuştur. Korkusunun ve şaşkınlığının doruklarında olan Neo daha ne olduğunu kavrayamadan ,sistemden uyanan birinin haberini alan böceğe (böcek ve kozaları) benzeyen nöbetçi bir makine gelir, kelimenin gerçek anlamında Neo’nun fişini çeker (nedense oracıkta öldürmez de..) ve bulunduğu kozanın suyunu boşaltır "sifonunu çeker", bir yer altı nehri (ya da beden içi akıntıyla) içinde uzun bir düşüşten sonra kanalizasyona ulaşır, hovercraft Nebuchadnezzar suya düştüğü yerde onu beklemektedir, çeker alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdypU4y6urI/AAAAAAAAAho/wbsmyikXnGs/s1600-h/matrix31.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 136px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdypU4y6urI/AAAAAAAAAho/wbsmyikXnGs/s320/matrix31.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322315035953511090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo yoğun tedavilerden geçer,kaslarına akupunktur uygulanır,bedenindeki delikler kapatılır, iyileşir. Neo filmin içinde bir kez daha uyanır bu kez Nebuchadnezzar'ın içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Morpheus, bana neler oldu? Bu yerde neresi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Önemli olan “nerede” olduğumuz değil, “ne zamanda” olduğumuz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zaman mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus:&lt;span style="font-style: italic;"&gt; 1999’da olduğumuzu sanıyorsun ama neredeyse 2199 oldu. Tam yılını bende söyleyemiyorum çünkü bizde bilemiyoruz. Bunu sana açıklayabilmek için söyleyebileceğim bir şey yok Neo. Benimle gel.  Kendi gözlerinle gör. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde Bergson'a ait olan zamanın göreceliliği kuramından da yararlanılmış. Bergson'a göre zaman insanların yarattığı bir kavramdır, zamanı takvim, saat gibi yollarla ölçmek veya sınırlamak boş bîr çabadır ve her birey zamanı kendine göre algılamaktadır. Gerçekten de zamanı bu şekilde ölçmek yanıltıcı olabiliyor. Mesela 2000 yılına gireceğimizi düşünürken aslında eski Roma takvimine göre 2753, Musevi takvimine göre 5760, evrensel takvime göre 290.091.200.500.000.000 yılına gireceğiz. Mamafîh Morpehus Neo'ya "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;1999 senesi olduğuna inanıyorsun, fakat aslında 2199'a yakın bir tarihteyiz. Hangi senede olduğumuzu söyleyemem, çünkü açıkçası bilmiyoruz&lt;/span&gt;" der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo, geminin içinde dolaşır bi süre, tayfalarla tanıştırılır. Geminin gövdesindeki künyede Nebuchadnezzar &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-Nebukadnezar, eski Babil krallarından biri. Hz. Danyal (Daniel) peygamberin kıssasında ismi geçiyor.. Rivayete göre Nebukadnezar bir rüya görür ve kahinlerini çağırıp rüyasını tabir ettirmek ister ancak rüyasını hatırlamamaktadır. Kahinler hem ne rüya gördüğünü bilip hem tabir edecekler veya öleceklerdir. Hz. Danyal bu imkansız görünen işi yapar ve kahinleri kurtarır- &lt;/span&gt;"Mark III no.11 yapım yılı 2069 ABD” yazmaktadır. İncil’de Markus 3, dize 11’de şöyle yazmaktadır: "Ve kirli ruhlar onu görünce, diz çöktüler ve hep birden seslendiler: Sen tanrının oğlusun."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asiler bu gemiden korsan sinyallerle kendilerini Matrix’e yollamaktadırlar. Tayfalar, Apoc, Switch, Tank onun ağabeyi Dozer, Cypher ve küçük Mouse’dan oluşmaktadır. Neo eski, yıpranmış bir koltuğa oturur yeniden. Ensesindeki sondaj girişi  devreye bağlanır: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Matrix’i görmeye gidiyoruz.&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN6oqsylI/AAAAAAAAADY/BsgPPbDXqZg/s1600-h/matrix10.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN6oqsylI/AAAAAAAAADY/BsgPPbDXqZg/s320/matrix10.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216942888099564114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ortaya çıktıkları “yer” boş, beyaz bir mekandır. Matrix değildir, az önceki ”gerçeklik” denilen yerde de değildir. Keyfe göre değiştirilebilen bir “gerçeklik laboratuarı” gibi bir ara mekandır bu. (daha sonra üçüncü filmde trencinin kontrolünde başka ara mekanlarında mümkün olabileceğini öğreneceğiz,aslında yönetmenlerin hayal güçleri istediği ölçüde her şeyi bir şekliyle mümkün hale getirmesi  Matrix’e,  meraklıların bir bilimkurgu filmi olmadığı itirazı bu noktalarda anlaşılır gibidir) bir kurgudur. Simülasyonun simülasyonu . Morpheus, bu “gerçeklik laboratuarına” her şeyi yükleyebileceklerini söyler: Ağaçları, silahları, giysileri, antrenman aletlerini.Bir ressamın boş çizim kağıdı gibi bir yerdir. Neyle,nasıl isterseniz doldura birsiniz. Neo’nun bedenindeki irtibat uçları kaybolmuştur. Giysiler, televizyon aygıtı ve koltuk belirir bu üçüncü tür mekanda. Burada hareket eden şey, Neo’nun dijital kendiliğinin projeksiyonudur. Morpheus Neo'yu ilk defa bilgisayarlar tarafından programlanmış siberuzam yolculuğuna çıkardığında, Neo parlak beyaz boşluktaki koltuğunun kollarına pençesini geçirip Morpheus'a sorar: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bana buranın gerçek olmadığını mı söylüyorsun?&lt;/span&gt;" Morpheus yanıt verir: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gerçek nedir? 'Gerçeği' nasıl tanımlıyorsun?&lt;/span&gt;" Bu sadece gelişigüzel sarf edilmiş bir replik veya retorik bir soru değildir. Bu filmin tuhaf bağlamında ve daha tuhaf teknolojik dünyamızda, haklı bir sorudur. Morpheus gerçeğin hissettiğimiz, kokladığımız, tattığımız ve gördüğümüz şey olduğunu ve bunun "beyin tarafından yorumlanan elektrik sinyallerden" ibaret olduğunu söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus ilk tarih dersini verir burada: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Savaşı kimin başlattığını bilmiyoruz,ama göğü karartanlar bizlerdik.”İnsanlar makinelerin enerji kaynağına engel olmak,güneşin enerjisini göğü karartarak kesmek,böylece onları imha etmek istemişlerdir&lt;/span&gt; (“Animatrix” İkinci Rönesans’ta anlatılan hikaye) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;; ancak makineler atik davranıp insanları kendi enerjilerinin kaynağına dönüştürmüşlerdir.Artık insanlar doğmamakta, çoğaltılmaktadırlar;ya da hayvanlar gibi “üretilmekte/yetiştirilmektedirler.Ölüler ayrıştırılmakta,buradan da yaşayanları besleyen bir eriyik elde etmektedir.Matrix bu anlaşmalı ilişkide,denetim anlamına gelmektedir. Kontrol.Hem ürünün denetimi hem de sonsuz-rüyanın sürmesini sağlayan denetim;uyurken emilen insanların mutabakata/uzlaşıma dayalı,ortak halüsinasyonlarının denetimi.&lt;/span&gt;  Neo'nun en yoğun ve korkutucu anlarından biri, o ana kadar ki bütün hayatının yarı doğru olduğunu fark ettiği andır. Neo umutsuz bir şekilde koltuğuna tutunarak geriye yaslanmış, yükleme programının anlamsız beyaz mekanında bir televizyon ekranına bakmaktadır.    Morpheus, rahat bir şekilde koltuğuna oturmuş, Neo'nun yeni kaçmış olduğu şehrin titrek, insana işkence eden bir görüntüsünden ötekine, kanal değiştirmektedir. Morpheus, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir düş dünyasında yaşıyordun, Neo. İşte bu dünya bugünkü dünyadır.&lt;/span&gt;" der. Televizyon ekranında Neo'nun kentli varoluşundan anlık görüntüler, yerini, makinelerle yapılan savaşın sonucu, baştan sona yanmış ve harap olmuş bir şehrin kasvetli görüntülerine bırakır. Yükleme programının kör edici beyaz ışığı söner ve bir dakika sonra, Morpheus ve Neo kendilerini kentsel yıkım ve mutsuzluğun ortasında bulur. Morpheus şöyle söyler: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hakikat çölüne hoş geldin!&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo, Morpheus'un kendine gösterdiği şeylere hiçbir şekilde hazırlıklı değildir. Olanlar onu aşmıştır, geriye doğru sendeler ve dengesini korumaya çalışır. Morpheus Neo'yu günlerce evde tek başına,  sabahlara kadar bilgisayarın başında oturtan soruya yanıt verir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Matrix nedir? Kontrol. Matrix, insanları kontrol altında tutmak ve şu şeye dönüştürmek için inşa edilmiş bilgisayar üretimi bir düş dünyasıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdypBuwX-DI/AAAAAAAAAhg/pG1Gl0Q7owY/s1600-h/M200ghgh.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/SdypBuwX-DI/AAAAAAAAAhg/pG1Gl0Q7owY/s320/M200ghgh.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322314706840975410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus bir Duracell pil, bir kalem pil gösterir. Filmin başlarında Neo "intihar kapıları" olan bir Cadillac'ın arkasına bindiği zaman, Switch ona "kalem pil" demiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo uyandığında yeniden isyan gemisindedir. önüp dönemeyeceğini sorar,Morpheus'e ”&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hayır ”&lt;/span&gt; der, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;gerçekten dönebilecek olsaydın, bunu, ister miydin?&lt;/span&gt; " Tank, Neo’ya eğitiminin bir parçası olan sanal dövüş antrenmanları yaptırır, Neo öğrendiklerini gene bir programda, Morphes’a (karşı) göstermek durumundadır, daha öğrenecekleri vardır. Bu sekansta öğrenecektir ki Neo, Matrix’te tüm mesele kontrolde başlayıp bitmektedir. Kendini kontrol…sonra Neo,sıçrama/atlama programına geçer. Filmin başında, onda vertigo gibi bir şeyin bulunduğunu hissederiz. ükseklik korkusu. Bu kez de, iki bina arasından büyük bir sıçrayışla geçerken yere çakılır ve sanal asfaltın içine gömülür. Neo koltuğunda uyandığı zaman dişlerinin arasında kan sızıntısı bulur."&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gerçek olmadığını düşünmüştüm&lt;/span&gt;" der. Cevap: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin kafanda gerçeğe dönüşüyor. Matrix’te ölen gerçek hayatta da ölür. Neden? Beden zihin olmadan yaşayamaz!&lt;/span&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer sekansta,yine bir ara-mekan programında,Neo ile Morpheus insan seline tam karşı yönde hareket ederler.İnsanlar birbirlerine ve onlara aldırış etmeden hareket etmektedirler. ”Matrix bir sistemdir ve bu sistem içinde hareket ederken neler görüyorsun peki?...Bu insanlar bu sisteme öyle bağımlı hale gelmişlerdir ki,sistemi korumak için ellerinden geleni ardlarına koymazlar.”(tastamam politik bir tespit).Neo’nun dikkati kırmızılı bir kadına yönelir,Morpheus uyarır,kadın bir anda ajan oluverir.Sistemle bağlarını koparmayan herkes potansiyel bir ajan olabilir.Ajanlar Matrix’in koruyucularıdır ve bugüne kadar onlara saldıran herkes ölmüştür.Peki ya Neo?O farklıdır,o kurtarıcıdır,çünkü o hala doğa yasalarına dayalı güçlere sahiptir.Bu doğa yasalarına dayanarak gücünü ve hızını denetleyebilecektir.Bir başka gemi Morpheus’u uyarır:Bir şey daha öğreniriz:Nabukadnezar üzerinde bir robot ölüm makinesi dolaşmaktadır;Sguiddes (sentinel) denen ahtapot tipli bu makineler her an enselerindedir asilerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cypher (İsa’nın havarileri arsında hain de vardı:Judas.Yarı şeytanı andıran Cypher böyle bir haindir.Cypher/Ciper aynı zamanda “sıfır” demek.Cypher okunuş olarak Lucifer’ı andırmaktadır.) harfler yağmuru altındaki ekranların karşısında oturmaktadır.Neo ona arkadan yaklaştığında ürker.Hissederiz,hep saklayacak bir şeyleri vardır bu adamın.Yaptığı seçimin pişmanlığını ve eski yaşamına duyduğu özlemi anlayacağımız bir konuşma geçer Neo ile aralarında."Mutluluk anlaşması" adlı sahnenin ikinci yarısında, Cypher bir restoranda Ajan Smith'in karşısında oturur. Cypher büyük, sulu bir bifteği kesmekle meşguldür. Çin porseleni tabağa çarpan çatal ve kaşık sesleri duyulur ve kırmızı şarap, kadehinde hafif hafif salınır. Cypher hata yapmak üzeredir. Direniş savaşçısı hayatından bıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebuchadnezzar'ın güvertesinde geçirilen bir dokuz sene sonra, teslim olmuştur ve Matrix'e bağlanmış bir kalem pil olmak için ikinci bir fırsat karşılığında bütün tayfa arkadaşlarını ele vermeye razıdır. Ajan Smith son cevabının ne olduğunu sorar, fakat Cypher cevap vermeden önce, şöyle söyler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bifteğin var olmadığını biliyorum. Ağzıma götürdüğüm zaman Matrix'in beynime onun sulu ve lezzetli olduğunu söylediğini biliyorum. Dokuz yıl sonra neyi fark ettim biliyor musun? Cehalet mutluluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cypher'ın son cümlesi biftekten bir lokma ısırdıktan sonra söylenir. Sahne sona ererken bir harpın dikey çizgileri yerini Nebuchadnezzar'daki bilgisayar ekranlarından akan gayri şahsi yeşil kodların dikey çizgilerine bırakır. “Gerçek” olan ile “sanal” arasındaki alabildiğine sembolik irtibat aracı telefonun içinden Matrix’e yolculuk eden asiler, otelin (Morpheus’la Neo’nun görüşme yaptıkları otel) arka girişinden bir caddeye çıkarlar.Cypher cep telefonunu bir çöp bidonun içine atar.İzbe bir koridordayız.Kendinden pek emin olmayan Neo, Morpheus'a sorar: "Kahin neyi biliyor?.. Her şeyi mi?" Morpheus yanıtlar: "[Ona sorsan] Yeterince bildiğini söyleyecektir." Neo hâlâ şüpheli, "Hiç yanılmıyor mu?" Morpheus soğukkanlı, paradoksal bir yanıtla onu teskin eder. "Doğru veya yanlış terimleriyle düşünmemeye çalış. O bir rehber Neo. Sana yolu bulmanda yardım edebilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapının önünde ilk anda kahin olduğunu sandığımız yaşlı,kör bir adam değneğiyle oturmakta dır.Mitik bir bekçi figürü.Neo ile Morpheus asansörle çıkarlarken duvarda iki göz onları izler.”Kördüm ama görmeye başladım.”Neo da mı kördür ve kahinden sonra gözleri açılacak mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus, Neo’yu uyarır:”Sakın doğru yanlış kategorileriyle düşünmeye çalışma!”.”O senin yol göstericindir;doğru yolu bulmana yardımcı olacaktır.”Ve kahin Moorpheus’a,”kurtarıcı” yı bulacağını söylemiştir daha önce.Asansörden indikten sonra Neo yoluna yalnız devam etmek zorundadır.Bol kapılı bir koridor,kapıyı kadın açar.İçeride çocuklardan biri Japonca bir kitap okurken,kızın biri zarları havada uçurmaktadır. Odadaki tv de dev tavşanların şehri istila ettiğini izliyoruz.Buda kıyafetli bir çocuk,telepatiyle kaşık büker.Çocuk kaşığı düzeltir.Neo’ ya hakikati düşünmesini öğütler.Bu küçük Buda kendisi için değil de Neo için mi oradadır?”Ne hakikati?” “Kaşık diye bir şey yok.” O zaman kaşığın değil de kendinin büküldüğünü anlarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN677efxI/AAAAAAAAADg/2NZ8rJJ9OXo/s1600-h/matrix21.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN677efxI/AAAAAAAAADg/2NZ8rJJ9OXo/s320/matrix21.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216942893270204178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin mutfakta arkası dönük bir halde fırında pişen kurabiyelerin pişmesini beklemektedir.Neo’ yu beklediği her halinden bellidir.Sekansın girişinde Yunan mitolojilerinin kahin sahneleri “imasını” buluruz.Delphi’deki tapınakta bir mağarada içinden gazlar çıkaran bir çatlağın üzerine yerleştirilmiş üç ayaklı bir tür masada gelecek bilgilerine ulaşmaya hazırlanır kahinler.”Matrix”teki kahin de,kurabiye kokularının geldiği bir fırının yanında üç ayaklı masada oturmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne olduğunu biliyorum.Hemen yanına geleceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo içerisine girdiği mutfağa hafife alan bakışlarla süzer ve sorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kahin siz misiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bingo!..Pek beklediğin gibi değilim değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin Neo’nun aklından geçenleri okumuş gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neredeyse bitti.Güzel kokuyorlar değil mi&lt;/span&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Evet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senden oturmanı isterdim ama bunu nasıl olsa yapmazdın. Vazo için sakın endişelenme.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurabiyeleri fırından çıkarır,pişirme faslının bitmesiyle kehanetler boy göstermeye başlar. Antik Yunan rahipleri de oturdukalrı üç ayaklı sandalyelerinde, çatlaktan gelen gazlar kesilince tapınakta tütsü otları yakıp bu dumanlardan kehanetler çıkarmışladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne vazosu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo,etrafına bakınarak vazoyu aramaktadır, solunda ki vazoya kolu çarpar, vazo düşer kırılır. Kahinin yönlendirmesiyle aklından bile geçirmediği bir eylemin içinde bulur kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu vazo.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Özür dilerim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Endişelenmemeni söylemiştim. Çocuklarımdan birine onartırım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: ( ve seyirciyle Neo aynı şeye şaşkın) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Nasıl bildiniz? &lt;/span&gt;(evet,nasıl?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin kafanı karıştıracak asıl soru şimdi..Ben söylemesiydim yine vazoyu kıracak mıydın?   &lt;/span&gt;Kehanet öncesi bu tespit kahin ve onun etrafa saçtığı kehanetlerinin nasıl olup ta gerçekleşebildiğinin anahtarı halindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo alabildiğine şaşkın, kafası karışmış durumdadır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Düşündüğümden de tatlısın. Senden neden hoşlandığını anlayabiliyorum. &lt;/span&gt;( burada daha önce bizim şahit olmadığımız görüşmesinde seçilmiş kişiye aşık olacağını söylediği Trinity kastediyor) Daha önce Trinity'nin seçilmiş kişiye âşık olacağı kehanetinde bulunan Kâhin'in Neo'nun "O" olduğunu bildiği de ortadadır.Aynı tespiti Morpheus’a da yapmamış mı dır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pek zeki sayılmazsın. Morpheus’ın seni bana neden getirdiğini biliyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo,kahinin son söylediğine biraz bozulmuş bir halde biliyorum anlamında kafasıyla onaylar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Eee..Ne düşünüyorsun? Sence gerçekten sen "O" musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Açıkçası bilmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: Eliyle Neo’nun arkasında kalan kapının üstünde ki yazıyı işret ederek, sorar; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şunun anlamını biliyor musun?&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(153, 153, 255);"&gt;-Kapının üstünde Latince harflerle barbarlara özgü bir latinceyle “temet nosce” yazmaktadır. Latince,”kendini tanı” demek. Bugünkü Yunanistan’da bulunan antik kent Delphi’de bir zamanlar kahinlerin yaşadığı Apollo tapınağı'nın girişinde altın harflerle bu deyiş yazmaktaymış-&lt;/span&gt; Kahin burada , Neo'nun henüz kendisini tanımadığını ve ancak kendini tanıyıp keşfettikten sonra "O" olabileceğini ima etmiş olur. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sana küçük bir sır vereceğim “O” kişi olmak aşık olmak gibi bir şeydir. Kimse sana aşık olduğunu söyleyemez,sadece sen bilirsin.Her şeyinle,tüm bedeninle.&lt;/span&gt; Neo o olup olmadığını anlamak istercesine kendini kontrol ediyor gibi davranır,  acaba gerçektende öylemi hissediyordur?&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Pekala.&lt;/span&gt;  Kahin gözlünü takar ve ayağa kalkarak Neo’ nun yanına gelir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sana bir baksam iyi olacak&lt;/span&gt;. Hastasını muayene eden bir doktor gibi davranmaktadır kahin. &lt;span style="font-style: italic;"&gt; Ağzını aç. Aaa.. de.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo:&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Aaaa..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşkın ve meraklı bir haldedir,Neo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo'yu fiziksel olarak inceler. Tahminen onun O olduğunu kanıtlayacak fiziksel alametleri aramaktadır. Tibet Budizm'inde gerçek Dalai Lama'yı belirlemek için benzeri bir yordam takip edilir. Kahin geleceği görmeye çalışan bir falcı gibi Neo’ nun tuttuğu ellerinin içine bakarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pekala.Şimdi,şöyle demem gerekir ”bu çok ilginç,ama..” Sonra sen şunu diyeceksin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama ne?&lt;/span&gt; (Neo baştaki kahine ve tüm bu olup bitenlere karşı takındığı kayıtsız tavrına karşın yavaş yavaş kahinin ağzınabakar hale gelmiş gibidir bu haliyle)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama sana ne söyleyeceğimi zaten biliyorsun.&lt;/span&gt;  Neo devamlı surette bir yönlendirme halidir kahinin takındığı tavır, eğer bir yeteneğinden söz edilecekse kahinin oda yol göstermede ki takındığı incelikli üslubu olsa gerektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben o değilim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Üzgünüm,evlat. Yeteneğin var. Ama bir şeyler bekliyor gibisin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Samuel Beckett'in Godot'yu Beklerken (\Vaiting for Godot) adlı oyununa gönderme yapıldığı iddia edilebilir. Kahin, içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmak için sanki ilâhî bir şey beklemekte olan Neo’ nun seçilmiş kişi olmadığına karar verir ( ya da öyle görünür )  Aslında kahin konuşması sırasında hiçbir zaman Neo’ya seçilmiş kişi olmadığını söylemez. Hatta bunu Neo’ya söyleterek onun inancına bırakmış gibidir her şeyi. İnanmak ile o yolda yürümek arasında kafasındaki taşların henüz yerine oturtamadığı Neo’nun bunu kavraması ve seyirciye kavratması Wachowskilerin temel hedeflerinden biridir. Ve bunu sinema için benzersiz sayılacak başarılı bir diyalogla başarmış gibidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neyi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Belki bir sonraki hayatını, kim bilir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin Neo'ya seçilmiş kişi olmadığını söyler ancak "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;belki başka bir hayatında &lt;/span&gt;" cümlesini de ekler hemen ardına. Neo seçilmiş kişi olmadığını düşünürken ilk filmin sonunda 303 no’lu odada ajanlar tarafından vurulup öldürülür, daha sonra Trinity'nin kendisine verdiği bir hayat öpücüğüyle yeni bir hayata başlar .İşte bu hayatında seçilmiş kişidir. Kahinin söyledikleri tamamıyla doğrudur. Akıllıca telkinleriyle zihnini tarumar ettiği oyuncusu için ilk hamlesini gerçekleştirmiştir artık.Neo umutsuzca gülümser bu anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Komik olan nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo:  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Morpheus. O neredeyse beni ikna edecekti&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo için endişeli gibi değildir kahin, asıl derdi Morpheus gibidir sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biliyorum. Zavallı Morpheus. Onsuz mahvoluruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin bu arada pişen kurabiyeleri bir tabağa dizer ve yerine tekrar oturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Onsuz ne demek?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunu dinlemek istediğine emin misin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin pekala bu soru sormadan da bildiğini anlatabilirdi ama burada Noe’nun kendi kendine  vereceği  kararı onu kahine  doğru çevrilmesi yolunda  çok önemlidir. Neo başıyla onaylar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Morpheus sana inanıyor, Neo. Ve hiç kimse ne sen, ne de ben onu aksine inandırabiliriz kadar gözü kapalı inanıyor ki. Seni kurtarmak için kendi hayatını feda edecek.&lt;/span&gt; ( peki kahin henüz olmamış bir şeyi nasıl bilebilir? Bir şeyin olacağını kesin olarak bilmek o vakanın daha önceden yaşanmış ve bitmiş olmasını gerekli kılmazmı ya buna şahit olanın tüm bu zamansızlık içinde ki pozisyonu ne olabilir?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir seçim yapmak zorunda kalacaksın. Bir elinde Morpheus’un hayatı olacak ve diğerinde kendi hayatın. İkinizden biri ölecek. Ama kim, bunu sen belirleyeceksin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo ne zaman bir sorusuna cevap arasa, kendisini bir seçme mecburiyetiyle karşı karşıya bulup durmaktadır. Neo seçilmişti, hani kurtarıcıydı?. Demek ki hala kurtarıcı değildir; Morpheus’u o gelecek beladan kurtardıktan sonra bu niteliği elde edecektir. Demek ki kurtarıcı olmak onun seçimine bağlıdır. İyi de kurtarıcı olurken ölecekse ve bu sayede kurtarıcı olacaksa..ya da tam tersi kendi yaşamını seçmesi durumunda yaşarsa, kurtarıcı olması ne anlama gelecektir, nasıl bir paradoks olmalı bu? Mantıken geçersiz olan bu önermenin filmin sonundaki sekansta bilimkurgunun pratiği içinde mümkün olacağını görebileceğiz. Çok açıktır ki mantıki açmaz bir yöntem olarak klasik mantığı var eden prensipler içinde çözülecek gibi durmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Özür dilerim evlat. Gerçekten üzgünüm. İyi bir ruhun var.  Ve ben iyi insanlara kötü haberler vermekten nefret ederim. Bunu için endişelenme bu kapının dışına adımın atar atmaz, kendini iyi hissetmeye başlayacaksın. Bu kader saçmalıklarının hiçi birine inanmadığını hatırlayacaksın.  en kendi hayatını kontrol ediyorsun.Hatırladın mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani eylemi onun seçimine mi kalmıştır? Öyleyse kaderinde kurtarıcı olmak ya da olmamak diye bir şey yoktur ve seçim, salt seçim belirleyici ilke olarak öne çıkmaktadır. Neo ile Kâhin konuşurlarken çalan Duke Ellington'a ait “I’m beginning to see the ligth" (Işığı görmeye başlıyorum) adlı parçayla dolaylı olarak belirtilen uyanma teması aydınlanma, gafletten uyanma, yakaza (açık gözle düş görme) halinden kurtulma,  kalp gözünün açılması şeklinde açıklayabileceğimiz bir tema. Tekrar ayağa kalkar masadan kurabiyelerin olduğu tabağı alır ve Neo’ya uzatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahin: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir kurabiye al.Söz veriyorum onu yemeği bitirdiğinde kendini,yağmur gibi hafif hissedeceksin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo odadan dışarı çıkar.Morpheus onu beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Söylenenler, senin içindi. Sadece senin için.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo kurabiyeyi yemeğe başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morpheus,Trinity ve Neo Matrix’e giriş yaptıkları otele geri dönerler.Merdivenlerden yukarı çıktıkları sırada Neo üst üste aynı şekilde iki kere gördüğü kara kedi (aynı kedi Revolution’ un son sahnesinde Sati’yi uyandırırken programın yeniden yapılandırılmasıyla bir kez daha seyirciye görünecek) ile Deja vu (Dejavu, halihazırda yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur. Ânı daha önceden yaşamışlık halidir.)yaşar. Film içinde ise Deja vu Matrix’te bir dalgalanmadır.Matrix serverinda büyük boyutlarda değişiklik yapıldığında clientlere gönderilen data paketlerinde gecikme yaşanıyor, öte yandan akışın bozulmaması için bir önceki paket yeniden isleniyor. Online multiplayer oyun oynayanların sıklıkla başına gelmiş bir olaydır bu.İşler karışır operatör Tank uyarır.Ajanlar saldırıya geçer.Mouse polisler tarafından hemen oracıkta öldürülür .Bu oda Neo ile Morpheus’un arasında hap sahnesin geçtiği odadır aynı zaman da.Matrix’ te ki değişiklik sayesin de tüm çıkışlar değiştirilmiş,telefon hattı da makasla kesilmiştir.Asilere yeni bir bağlantı gereklidir artık.Ve arbede sırasında kahinin öngördüğü ilk kehanet gerçekleşir, Morpheus, Neo’nun yakalanmaması için kendi feda eder.Cypher muhbirliğini yapmış (üstelik yakalanmaları için gerekli gürültüde ona mal edilmiştir),tekrar gemiye dönmeyi başararak, dışarıda (yani Matrix’te) olanları güç durumda olanların irtibatlarını tek tek kesmeye, onları ölüme yollamaya başlamıştır.Cypher’ın öldürdüm sandığı Tank son anda gemide kendine gelip Cypher’ı eline geçirdiği silahla öldürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neo ile Trinity’nin kaçmasına yardım etmiş olan Morpheus ajanların eline geçmiş, gökdelenlerden birinin bir odasında sorguya çekilmekte ve işkence görmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ajan Smith: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hiç durup bu manzarayı izledin mi? Bu muhteşem manzarayı ve ardındaki dehayı!Milyarlarca insan burada hayatını yaşıyor.İnanılmaz.Biliyor musun ilk Matrix’ in, kimsenin acı çekmediği ve mutlu olduğu mükemmel bir dünya için yapıldığını biliyor muydun? Tam bir felaketti, kimse programı kabul etmedi, neredeyse tüm ekinler ölüyordu. Bazıları mükemmel dünyayı tanımlayacak programlama dilinin olmadığını söyledi. Ancak bana göre bir ırk olarak insanoğlu kendi gerçekliğini sefalet ve acıyla tanımlıyor. Bu yüzden mükemmel dünya ilkel beyinlerinizin durmadan uyanmayı denediği bir yer haline alıyor. Bu yüzden Matrix bu şekliyle yeniden tasarlandı. ”Uygarlığınızın en mükemmel hali ” Sizin uygarlığınız diyorum, çünkü sizin için düşünmeye başladığımız andan beri bizim uygarlığımız oluvermişti. Bu tabi ki asıl konumuzu belirliyor. Evrim, Morpheus evrim. Dinozorlar gibi. Pencereden dışarı bak. Sizin zamanınız doldu, gelecek bizim dünyamızın, Morpheus.  Gelecek bize ait olacak...&lt;/span&gt; Bu arada Neo ile Tank Nebukadnezar’da Morpheus’un bedeni yanında durmaktadırlar. Makinelerin,  Matrix’teki Morpheus’un beynine girmek üzere olduğunu fark etmişlerdir. Matrix’teki Morpheus kendisine yapılan enjektörlerden dolayı direncinin kırılma noktasına gelmiştir. Zion’un merkezi bilgisayar şifresi ajanların eline geçemek üzeredir. Tank’a göre tek çare, Morpheus’un fişini çekmektir. Son anda Neo, kehanetini hatırlar ve Morpheus’u kurtarmak üzere Matrix’e yollanmaya karar verir. Morpheus, Neo’yu kurtarıcı sanmıştır, oysa kurtarıcı olmadığını kahin Neo’ya söylemiştir. Bu durumda Morpheus, Neo’yu kurtarıcı sanarak kendini feda etmiştir, şimdi sıra bu hatayı düzeltmeye gelmiştir. Kurtarıcı olmayan, kurtarıcı olmadığı için kurtarıcılığa soyunuyor!  Matrix”te kendi üzerine dolanıp duran, uçları başa düğümlenmiş, görünürde karışık ipliklerden biri işte. Aslında kehanet bir önceden bilme ise, içinde hiç boşluk olmayan determinist bir dünya mümkündür; ama gene aynı mantık doğrultusunda da imkansız olmak durumundadır.  Çünkü belli bir gelecek noktasında gerçekleşecek bir olayın önceden bilinmesi için bu olayın, o gelecekteki zaman noktasında kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşmesi şarttır. Kehanet sayesinde olaydan kaçınmak mantıken mümkün olamayacağına göre, dünyada bu anlamda determinizm kırılması gerekir. Ama determenizim yoksa, zaten kehanet te mümkün değildir. Kehanetin en popüler tragedyalarından biri olan Odipus’ta kehanet inanan ve onu önlemek isteyen insanların sırf bu inanmalarından ötürü kehaneti gerçekleştirdiklerini biliyoruz. Aynen “Odipus tragedyasında olduğu gibi,  Matrix”te de filmin kişileri kehanetlerinden haberdar oldukları halde (ve zaten öyle oldukları için) kehanetleri gerçekleşir. Öyleyse kahin (her kehanetteki gibi) ilerideki bir gerçeği önceden haber vermekte, bir çok olasılığı   ağır basanları öne çıkartarak kişinin önüne koymaktadır. Tam yeri gelmişken söylemek gerekir ki; Neo ‘nun kahine vazoyu daha önceden nasıl kıracağını bildiğine karşın sorduğu soruya kahinin “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin kafanı karıştıracak asıl soru şimdi..Ben söylemesiydim yine vazoyu kıracak mıydın?&lt;/span&gt;” diye cevap vermesi, kehanetler öncesinde yapılan bu tespitin ne anlama geldiğini göstermektedir. Kahinin gelecekten haber vermesi için gelecekten haber vermesi gerekmez (imkansızdır da bu) ; bizim onun böyle bir kehanette bulunduğuna inanmamız yetecek, kendimiz o kehaneti gerçekleştirme yolunda yürüyeceğiz , demektir. Bu anlamda kahin geleceği biçimlendirecek ihtimalleri ayıklayabilen akıllı biridir.  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"O bir rehber Neo, sana yolunu bulmanda yardımcı olabilir der&lt;/span&gt;" ,Morpheus Neo’ya. Ya mimar serinin son sahnesinde kahine  “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;çok tehlikeli bir oyun oynadın&lt;/span&gt;” demiyecek midir? Bu rehberin becerisi, aslında kendisinin de çok belli bir amaca kilitlenmiş olması ve ihtimalleri ayıklarken kendisine başvurmuş olan kimseyi, bu amaç doğrultusunda işlevsel olabilecek ihtimaller üzerine yöneltmiş olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Ajan Smith&lt;/span&gt;&lt;span&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Seninle, burada olduğum süre içinde öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum. Türlerinizi sınıflandırma fikrine kapıldığım bir gün aslında sizin, memeli olmadığınızı anlıyı verdim. Bu gezegendeki her memeli içgüdüsel olarak çevrelerindeki ortamla doğal bir denge oluştururlar. Ama siz insanlar bunu yapmıyorsunuz, siz belirli bir alana yerleşip çoğalıyorsunuz. Sonunda bütün doğal kaynaklar yok olana kadar buna devam ediyorsunuz. Hayatta kalabilmek için yapabileceğiniz tek şey olarak ta başka bir alana yayılmak kalıyor. Bu gezegende aynı yöntemi kullanan bir başka organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musun? Bir virüs. İnsan türü bir hastalık, bu gezegende bir kansersiniz, bir tür salgın. Bizde tedavisiyiz. &lt;/span&gt;Nefreti, meta-makine Matrix’in, mükemmel bir temsilci parçası olmasından mı ileri gelmektedir acaba?…Smith ,ajanlara kendisini Morpheus ile birlikte baş başa bırakmalarını söyler; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sana karşı dürüst olamaya çalışacağım. Ben buradan nefret ediyorum,  bu hayvanat bahçesinden,bu hapishaneden. &lt;/span&gt;Özgürlükten çok, bir tür klostrofobi duygusundan kurtulma belirtinsin metforları gibi. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu gerçeklikten ya da her ne diyorsanız buna. Daha fazla dayanamıyorum, özellikle kokunuza, eğer böyle bir şey varsa kesinlikle bunu fazlasıyla hissediyorum. Kahrol asıca kokunuzun tadını alabiliyorum. Bunu her hissedişimde, kendimi bir şekilde kirlenmiş hissediyorum, tiksindirici bir duygu.&lt;/span&gt;  Atmosferdeki ağır azot kokusunu, ve daha iç içe geçmiş insanlara ve çevreye ait binlerce bizim algı eşiğimizi geçmediği için alamadığımız kokuyu alan ve bundan itina ile tiksinen bir karakter. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Öyle değil mi?Buradan kurtulmam gerek,özgür kalmak zorundayım ve anahtar bu beyinde, benim anahtarım. Zion yok edilir edilmez, benim burada kalmama gerek kalmayacak.Beni anlıyor musun? Koda ihtiyacım var. Zion’a girmeliyim ve sen bunu bana nasıl yapacağımı söyleyeceksin. Ya bunu söyleyeceksin ya da sonunda öleceksin.. &lt;/span&gt;Smith programın gereğinin aksine,insanları öldürmek,dolayısıyla da sistemi ile tamamen kopuş yaşamak istemektedir.İyi de bundan böyle kendisine ihtiyaç kalmadığında nereye gidebilir ki Ajan Smith?Kendisi için ölüm diye bir şey varsa o da “ölümlü mü olmak “ istiyor yoksa. Serinin son filminin de Bana yaşamın amacının ölüm olduğunu öğrettiniz, Mr Anderson diyecektir Neo’ya. Apaçık olan şu:O da Neo gibi, sistem ile barışık değil demek ki, sadece konumları farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Trinity ile Neo giriş katının altını üstüne getirirler.Neo’nun Trinity ile birlikte Morpheus’u gökdelenin içinden çıkartmasıyla,Nebukadnezar’daki Tank;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Bu o kurtarıcı!” &lt;/span&gt;der. Seyirci de! Neo’nun peşini bırakmaya niyetli olmayan Ajan Smith’le mücadelesi bitmez, Smith’in metro treni altında kalması da sonucu değiştirmez. Neo, The City Hotel’e kaçar, ama karşısında ajanları bulur. 303 no’lu odada Ajan Smith onu vurur. Kehanet gerçekleşir. Neo ölmek üzere bir ajan nabzını yoklar onun:”Ölmüş.” Bir kehanet daha yerini bulur. Gemide Trinity, Neo’nun üzerine eğilir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Artık korkmuyorum&lt;/span&gt;" der, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt; kahin bana aşık olacağımı söylemişti ve sevdiğim adamın kurtarıcı olacağını.Görüyorsun işte,ölmen imkansız;seni sevdiğim için imkansız.&lt;/span&gt;" Ve Neo’yu öper. Masal “uyuyan güzel” ya da barok Pieta’nın resimlerinde ki “Maria Magdelana’nın kollarında ölen kurtarıcı” sahnesini tekrar yaşarız burada. Üç dakika sonra kendine gelir Neo. Ölüm ile diriliş arasında üç dakika. Manevi kurtarıcını çarmıha gerilmesinden sonra ölümü ile dirilişi arasında üç gün mü geçmişti? Morpheus onun kurtarıcı olduğuna “inandığı” için, kurtarıcı dır o ve Trinity onu sevdiği içinde ölümsüzdür. Böylece Neo’ya müjdelenen ve şu ana kadar aynı anda gerçekleşmesi paradoksmuş gibi duran tüm kehanetler bir bir yerini bulur her şeyin mümkün olabildiği bu dünyada. Bu kehanetin nasıl ve niçin gerçekleştiği filmi anlamanın da püf noktasıdır. Neo hem Matrix’te hem de hovercraftta hayata geri döner. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;" Kalk şimdi&lt;/span&gt; ”&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt; der Trinity ve Neo kalkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/Sdyp6aPzSnI/AAAAAAAAAh4/Vjxf_GEHUCE/s1600-h/Matrix_bulletst.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 136px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/Sdyp6aPzSnI/AAAAAAAAAh4/Vjxf_GEHUCE/s320/Matrix_bulletst.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322315680588188274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık fiziksel olarak dövüşmesine gerek kalmamıştır; üzerine yağan kurşunlara “Hayır” demesi yetmektedir. Kurşunlar onun iradesi önünde yere düşerler.(kaşık örneğinde ki baş hareketiyle yapar bunu,kaşık yoksa kurşunda yok!)Mesih olarak dirilen Neo’nun bu gücü karşısında artık eski sürüm kalan ajanlar çaresizdirler.Seçilmiş kişi görüntüler dünyasının ardında ki kod’u görebilmektedir artık,yaptığı seçimler kim olması gerektiğini öğrenen Neo için yapılan işlem yerini bulmuştur. Neo, sözcüğün gerçek anlamında Ajan Smith’in içine dalıp onun parçacıklarına, kodlarına ayrıştırır.Mekana bile hakimdir o.Kod’a hakimdir.Her şeyi düzenleyen Matrix koduna.Bu nedenle,ikinci filmde,artık tehlike,ancak kodun sınır bölgelerinde oluşacaktır.Trinity’nin çağrısıyla gemiye geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekans değiştiğinde ikinci yaşamına başlayan seçilmiş kişi,kurtarıcı Neo’yu dışarıda (Matrix’te) görürüz.Bize,”dışarıdakilere” hitap etmektedir.” Bu insanlara sizin onların görmesini istemediğiniz şeyleri göstereceğim. Sizsiz bir dünyayı göstereceğim. Kuralların, denetimin, sınırların ve engellerin olmadığı, her şeyin mümkün olduğu bir dünyayı göstereceğim,makinelere seslenmektedir Neo,birlikte hayal kuralım;bundan sonrasının nasıl olacağı tamamen sizlere bağlı.” Son cümle üstünden ikili okuma yaparsak .Neo,Matrix’in bir devam filmi olarak geleceği için seyirciye yemi atmaktadır sanki. Neo’yu kalabalık caddenin ortasında telefon kulübesin den çıkarken görürüz.Söylediği gibi “bizlerin arasındadır”. Etrafına bakındığından kendine iş aradığını daha doğrusu kurtarılacak biri olup olmadığını kontrol etmektedir.Sanki,Matrix’e karşı değil de Matrix’in içinde bir kurtarıcı olduğunu kavramıştır.Ardından “Süpermanvari” bir hareketle göğe uçar. .Matris kodlarının üstünde “System Faılure” yazısı belirir Neo'nun müdahalesinin bir sonucu olarak, Matrix'te bir SİSTEM HATASI yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN6nEBwaI/AAAAAAAAADQ/yFEAU6rKkE8/s1600-h/matrix42.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZN6nEBwaI/AAAAAAAAADQ/yFEAU6rKkE8/s320/matrix42.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216942887668924834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;…devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3555013993063769562-4076972649303348990?l=matrixianlamamak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://matrixianlamamak.blogspot.com/feeds/4076972649303348990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3555013993063769562&amp;postID=4076972649303348990' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3555013993063769562/posts/default/4076972649303348990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3555013993063769562/posts/default/4076972649303348990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://matrixianlamamak.blogspot.com/2008/06/w-h-t-i-s-t-h-e-m-t-r-i-x.html' title=''/><author><name>Serdivan Doğa Sporları Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10281925363725454820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_q4Qi5UrlAYc/TIJeYtaBFfI/AAAAAAAAB0k/iQiRHqOfq9I/S220/sedos.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_q4Qi5UrlAYc/SGZOIZSzhSI/AAAAAAAAADo/HmNyy8QBnGc/s72-c/matrix01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
